Texas’da Hell’s Gate bölgesinde artık hayatta kalmak bir şans işidir. Vahşi batıda kanunsuz adamların çoğunlukta olduğu bölgede cinayet ve soygunlar hatsafhaya ulaşmıştır. 1870′li yıllarda Texas’da yaşananları konu edinen Cehennem Geçidinin Esrarı filmi , gerçek olaylardan esinlenerek , western film sevenler için beyaz perdede izleyicileriyle buluşuyor. Son dönemlere damga vuran western filmlerinden biri olan Cehennem Geçidinin Esrarı filminin başrollerinde Jenna Dewan ve Summer Glau’yu görüyoruz. Filmin yönetmeni olarak ise usta kalem Tanner Beard’ı görüyoruz. Western film izle mek isteyenler için , sizleri filmle başbaşa bırakıyor iyi seyirler diliyoruz.
Kraliçe Elizabeth dönemi İngiltere’sinde geçen hikaye binlerce yıldır onlarca entellektüelin kafasını kurcalayan bir soruya odaklanıyor: İngiliz edebiyatının en büyük ismi William Shakespeare’in eserlerinin arkasında başka biri mi vardı? Onlarca edebiyat eseri başka insanların kaleminden çıkmış olabilir miydi.. İyi Seyirler..
Başına gelen korkunç , basit , kısacası ufak.. tefek her olaydan korkan Levi , Çalıştığı çok büyük bir iş kurumunda Yüksek bir mertebededir.. Üst seviyelerde olan Levi normalde kafasına hiçbirşeyi takmayan saf bir adamdır, Ufak tefek görünsede başına gelen onca olaydan sora piskolojisi tamamen intiharın eşiğinde olan Levi. İş hayatı ve normal yaşamını etkileyen bu sıradışı olayların hakkından nasıl gelecektir ..
‘Moğol’ üçlemesinin ilk filmi olan Cengiz Han, genç Temuçin’in savaşarak esaretten kurtuluşunu ve dünyanın yarısını ele geçiren uçsuz bucaksız Moğol İmparatorluğu’nun kurucusu olan Cengiz Han ünvanına sahip oluşunu konu alıyor.
Sürgünde olan Manakis kardeşler , Film yapımcılığı ile uğraşmaktadırlar.. Kendileri tarafından çekilen 3 bobin film`in arayıp bulmak için yollara düşerler.. Karşılarına acı içinde yoksulluk ve sefaletle boğuşan insanların cıktığı maceralı serüvende balkanları baştan aşağı gezmeleri gereken bir film sizlerle…
Kral Injo İsyanından 13 yıl sonra, Chosun Hanedanı, Çin’in Chong Hanedanı tarafından saldırıya uğrar. Na-mi adında genç bir adam, evlenecekleri gün saldırıya uğradıkları nişanlısı Su-koon ve kız kardeşi Ja-in’i bulmak için yıkık köyünden ayrılır. Onları kurtarmaya çalışırken, şiddetli bir Chung Savaşçısı olan Justinha tarafında tarafından takip edilir ve onun kötü niyetli adamlardan oluşan grubu tarafından durdurulur. Ama Na-mi’nin kardeşi köle olarak alınıp götürülmeden önce sadece bir günü vardır. Sonunda Na-mi kız kardeşini bulduğunda, Junhista aralarına gelir ve en iyi iki savaşçı arasında çetin bir mücadele başlar.
Başrol oyuncumuz Ferrell meraklı bir gazeteciyi canlandırmaktadır.. çılgın gazetecinin tehlikeli görevler peşinde olduğu filmimizi izliyoruz.. İyi Seyirler..
Kimsenin değiştirmeye gücünün yetemeyeceği bir kararla Amerika, Vietnam ile savaş başlattı… 14 Kasım 1965, Pazar günü sabah 10:48’de Albay Hal Moore ve maiyetindeki askerler, Vietnam’daki Ia Drang Vadisi’ne helikopterlerle indiler. Moore, alana ilk ayak basan kişiydi ve arkasından 400 askeri de onu takip etti, karşılarında, kendilerinden tam beş kat kalabalık bir Vietkong grubu vardı. Birazdan Vietnam Savaşı’nın ilk sıcak teması başlayacaktı. Albay Moore cepheye gitmeden önce, askerlerine cesaret verici bir konuşma yapmış ve alana ilk ayak basan ve en son ayrılan kişinin kendisi olacağını söylemişti. Bu savaşta farklı kuşaklardan askerler aynı safları paylaşmaktaydılar ve her iki tarafın askerlerinin de, evlerde bekleyen gözü yaşlı sevdikleri vardı. Ölümün Gölgesi denen vadiye doğru gireceğiz. Tanrı’yı ne diye çağırdığına veya derisinin rengine aldırmadan yanınızdaki adamın arkasını kollayacaksınız, o da sizinkini. Zorlu ve kararlı bir düşmanla karşılaşacağız. Sizleri evlerinize sağ getirebileceğime söz veremem. Ama şuna yemin ederim ki savaşmaya gittiğimizde alana ilk ayak basan da, ayağını en son çeken de ben olacağım. Hiç kimseyi arkada bırakmayacağım, canlı ya da ölü, eve hepimiz birlikte döneceğiz.. İyi Seyirler..
Tarihimizin en büyük şairlerinden Nâzım Hikmet, 1941 yılında Bursa Hapishanesi’ne nakledilir. “Komünizm” propagandası nedeniyle mahkûm olan şairin ünü içeride kulaktan kulağa, efsaneye dönüşür. Mahkûmların portresini yapan Nâzım’ın aklı yalnızca karısı Piraye’dedir. Günlerdir ne mektup, ne telgraf gelmiştir. Hasretin dinmeyen sızısı beterdir. 2. Dünya Savaşı’nın vahşeti ve sefaleti tırmanırken; şair, hapishane müdüründen de kara haberler alır.
Usta şair Nazım Hikmet’in hayatının hapishane dönemine dair çekilen filmde, Yetkin Dikinciler şairi canlandırıyor. Filmin anlattığı konu ve bakımından izleyenlerin övgüyle söz ettiği bu yapımı olarak sizlere sunuyor; yorumlarınızı bekliyoruz. İyi seyirler.
1937 yılında Japonya, Çin’in başkenti olan Nanjing’i işgal eder. Burada resmi olmayan rakamlara göre üç yüz bin Çinli’yi katleder. Film, bu katliamı anlatmaktadır. 1937 yılında Çin’de, ikinci Çin-Japon savaşı sırasında, bir cenaze, bir rahip, John (Christian Bale) defin hazırlamak için Nanjing’deki Katolik kilisesine gelir. Vardıklarında kendisini yalnız yetişkin manastır kız öğrencileri ve Yakın bir yerde genelev fahişelerden oluşan bir grup arasında bulur. Her iki grubun arasında kendini istemediği bir pozisyonda bulsada, işgalci Japon ordusunun dehşet koruyucusu, fedakarlık ve onurun anlamını keşfeder.
Mağrip’te 1990′larda, dağların tepesinde bir manastır… Sekiz Fransız keşiş, Müslüman köylülerle yan yana huzur içinde yaşamlarını sürdürüp giderlerken yaşadıkları ülke birden karışır: Yabancı işçiler köktendinciler tarafından katledilmiş, şiddet olayları bölgeye hâkim olmuştur. Yaklaşmakta olan tehlikeye rağmen keşişler, bedeli ne olursa olsun yerlerinden kıpırdamamaya kararlıdırlar. Ordu onlara koruma teklif eder, ama keşişler bunu da reddeder. Bir süre sonra, kaçınılmaz olan başlarına gelir ve militanlar manastırı basar. Keşişler pes etmese de artık aralarında anlaşmazlıklar vardır: bazıları kalmaya kararlıdır, bazıları gitmek ister. İnanç ve fanatizm hakkında ağırbaşlı bir başyapıt…
Los Angeles, Mart 1928: Genellikle çalışan sınıftan insanların oturduğu banliyö kesimlerinden birindeyiz. Telefon operatörü olarak çalışan anne Christine Collins (Oscar ödüllü Angelina Jolie), güzel bir cumartesi sabahında işe gitmek üzere evden ayrılırken dokuz yaşındaki oğlu Walter ile vedalaşır. Akşam evine döndüğünde her ebeveynin en büyük kabusuyla yüz yüze gelir: Biricik oğlu ortadan kaybolmuştur.
Polis tarafından çok yoğun bir arama çalışması başlatılır. Ancak küçük Walter hiçbir iz bırakmadan ortadan yok olmuştur. Aradan beş ay geçtikten sonra polisten haber gelir. Christine’in oğlu olduğunu iddia eden bir çocuk bulunmuştur. İtibarını kurtarmak isteyen polis, anne ile oğlunun kavuşmasını medya önünde bir halkla ilişkiler etkinliği gösterisi olarak organize eder.
Yüzlerce polis, gazeteci, fotoğrafçı arasında adeta serseme dönen Christine, getirilen çocuğu evine almaya ikna olur. Ancak yüreğinin derinliğinde kendisine getirilen çocuğun oğlu Walter olmadığını bilmektedir.
Pablo Escobar ve Andrés Escobar. Spor, Medellin, uyuşturucu ve politika Kolombiya toplumunun ayrılmaz parçalarıydı. Pablo Escobar, Medellin kartelini yöneten, dünyanın en zengin, en güçlü uyuşturucu taciriydi, Andrés Escobar ise Kolombiya’nın en büyük futbol yıldızı. Kişisel bir bağlantıları yoktu ama kaderleri birbirine dolanmıştı. Andrés yanlışlıkla kendi kalesine gol atıp Kolombiya Milli Takımı’nı 1994 Dünya Kupası’ndan edince bu hata hayatına mal oldu.
Sinemalar.com Puanı:9.2/10
Imdb Notu:8.3/10
Yapım:2000 ABD, İngiltere
Tür:Aksiyon, Dram, Savaş, Tarih
Yönetmen:Ridley Scott
Süre:2 saat 56 dakika.
Başrol Oyuncuları:Russell Crowe, Djimon Hounsou, Joaquin Phoenix, Connie Nielsen, Richard Harris
Gladyatör efsane filmi tam 12 dalda Oscar Ödülüne aday gösterilmiş bunlardan beşini kazanmış tam bir başyapıt. Roma İmparatorluğu’nun Generali Maximus(Russell Crowe) birçok savaştan başarılı ayrılmıştır artık evine dönmek ister fakat yeni imparatorun emriyle bir göreve da ha dahil edilmek istenir. Gelişen olaylar bütününde Maximumus Gladyatör Arena’sın da kendini bulur.
Temel Karadeniz’de yaşayan saf ve hayallerinin peşinden giden bir delikanlıdır e bu haliyle herkesin alay konusudur. Kalbinin sesini dinleyen beş parasız Temel, Trabzon’un en bilindik ve zengin ailelerinden Yücesoyların kızı Zuhal’e aşık olur. Zuhal’i babasından isteyen Temel’i Hıdır Yücesoy kapı dışarı eder.
Sevdiğine ulaşamayan ve hayalleri yıkılan Temel, arkadaşı Turgay’ın Sümela Manastırı’nın çatısına çıkarak intihara giriştiğini öğrenir. Arkadaşını vazgeçirmek için manastırın çatısına çıkan Temel, Turgay’ı ikan etmek yerine kendisi de intihar etmeye karar verir. Onları çatıdan indirmeye çalışan polislerden Sümela Manastırı’nda büyük bir hazine saklandığını öğrenen Temel intihar etmekten cayıp, bahsedilen hazineyi aramaya başlar. Bu sayede hem zengin olacak hem de Zuhal’e olan aşkını ispatlayacaktır.
Henüz 8 yaşında olan küçük bir çocuk hem ailesi hem de okul çevresinde farklı bir biçimde tanınmaktadır. Kelimeleri söylerken zorlanan ve öğrenme güçlüğü çeken çocuk, Disleksi denilen genetik bir bozukluk yaşamaktadır. Ancak bunun derinliklerine şimdiye kadar kimse inmemiş ve küçük çocuğu problemli gözlerle izleyenlere karşı, onun resim öğretmeni olan Ram (Aamir Khan) farklı şekilde yaklaşır. İç dünyasına kadar inecek ve kimsenin anlayamadığı gerçeklere ulaşacaktır.
IMDB’den 8.3 gibi muazzam bir oylama alan ve kendi türü içinde de bu sıfatı hak eden bir yapım Yerdeki Yıldızlar filmi.. Aamir Khan bu filmde hem oyunculuk hem de yönetmenlik yapıyor ve müziklerine de bizzat katkıda bulunuyor. 2saat 45 dakikalık oldukça uzun bir sürenin ardından, geride çok şey bırakan ve herkesin izlemesi gereken bir film.
irenç
çok ama çok ggggggggggggüüüüüüüüüüüüüüzzzzzzzzzzzzzzzeeeeeeeeelllllllllllllllllllllldddddddddddddiiiiiiiiiiiii
















































